27 Aralık 2010

garip bir gün

evet uzun bir aradan sonra tekrar yazıyorum. sınavlar ödevler derken ne kendime ne de başkalarına zaman ayıramadım. vücudum çok yorgun sadece vücudum mu hayır ruhum ve zihnimde.ha birde yılların yorgunluğu var yaşıma bir tanesini daha kattım bugün. teşekkür etmem gereken insanlar var canlarım Mervem ve Sedam ilk siz kutladınız bunu zaten biliyorsunuz. sizi çok seviyorum. bu yıl doğum günüm bir garip yeni yaşımın ilk dakikalarına elimde yün ve şiş karşımda televizyonla girdim. televizyonda fasion one izliyorduk o da bir ayrı garip tabi. sabah kalktım doğum günüm yaa giyindim üzerine üslendim altı üstü derse gidiyordum. neyse sonuçta gittim derse iki kişi kutladı sadece. sanırım arkadaşlık konusunda tekrar düşünmem gerekiyor. sonuç olarak sevgilim bile doğum günümü kutlamadı neyse sabır taşım daha çatlamadı.sabır eyy gönül..... saygılar doğum gününde yurtta takılan kız

4 Aralık 2010

ne demeli ?

kendilerini zeki zanneden ama bir o kadar aptal olan sevgili arkadaşlarım. artık arkadaşım demek bile geçmiyor içimden üniversite okumak ve güzel giyinip ortalıkta salınmaktan başka bir yapabiliryor musunuz onu söyleyin bana!! kitap okumayı bile yeni yeni alışkanlık ediniyor olmanız ne kadar acıklı daha da acıklı olan şu ki bu insanlar öğretmen olacak yazık gerçekten yazık. Genel kültürden bu kadar uzak nasıl yaşayabiliryorsunuz? dün gece için özür dilerim ''canlı para'' daki aptal öğretmenlere laf söylerken sizlerde alındınız biliyorum onları korumanızdan belliydi ama bu kadar kültürsüz olacağınızı önceden bildiğim halde tekrar şaşırmama neden  oldunuz. ne demeliyim nasıl davranmalıyım bilmiyorum artık. Son şu aslından üniversite dediğimiz yüksek öğrenim yuvasına(?!) not ortalaması ve öss puanıyla girilmesin sosyal aktivitelere de bakılsın belki de bu çözüm olabilir. insanlar neden bilgiye kendini kapatır ki ya isyanım bunları bu şekilde yetiştirenlere mi bu şekilde yaşayanlara mı? şöyle bir cümle kuran insanla aynı ortamda yaşıyorum 'tükçecilerle ne alakası vardık ?' aynen bu. 2 yıldır okumaya devam ettikleri kitapta 210. sayfada olduğunu konuşmaları ne kadar komik geliyor kulağa üstelik bundan gurur duyan bir ses tonuyla. bu odadan kendimi artık kurtarmalıyım. üniversite çabuk bit. ya eve çıkma vakti geldi de geçiyor. sosyal bir ev arkadaşı aranıyor.


van gogh'u bilmek için güzel sanatlarda okumak gerekmiyor....

3 Aralık 2010

pufff

yakın bir zaman de kişilik kuramları hakkında ağzımı açıp tek kelime söylemicem. freud, adler, jung, sullıvan, fromm ve horney tamam haklısınız kişiliği insanları açıklamak gerekli ama bu da yapılmaz ki tek tek gelin üzerime thanatos zirve yaptı bende. katarsis yaşamak üzereyim durum vahim yani. Allah tan sınavım iyi geçti. artık son sınav öz güven geliştirme umarım öz güvenim zedelenmez. sevgiler neslihan :)

2 Aralık 2010

vize sendromu

yine bir vize dönemi... aynı zamanda bıkkınlıkların en üst safhaya çıktığı hastalıklı bir dönem. yurtta yaşayan biri olarak yurttaki herkesin bir arada yaşayabiliği ama gene de tek başınalığıyla normalden uzun zaman geçirdiği bir dönem. vize dönemlerinde en çok gördüğüm ve yaşadığım sıkıştırılmış zamandaki keramet inanarak son gün hatta son saatlerde ders çalışıyorum. açıkça söylemek gerekirse bölümümün en az çalışan öğrenciyim diyebilirim. birde derslerimiz yok mu hepsi insanla ve içinde bulunduğumuz eğitim sistemiyle ilgili olduğu halde nasıl bu kadar çekilmez olmayı başarabiliyorlar bilmiyorum. bir öğretmen???!!! psikolojik danışman adayı olarak bu çarkın içinde olacağımı bilmek acı verici. ha bide vize dönemleri neden hava bu kadar güzel olmak zorunda ders çalışmayalım diye galiba.

23 Kasım 2010

ne kadar da zormuş kızgın olduğun halde birşey yokmuş gibi davranmak... insan olmak doğamızda olduğu halde robot gibi duygusuz davranmak zor gerçekten çok zor... insanın en yakınım dediği dostlarının arkasından vurması ne kadar acı vericiyse sizin yani benim de hiç birşey olmamış gibi davranmam daha doğrusu davranmak zorunda olmam da bir o kadar acı... bu kızgınlığım en yakın kabul ettiğim arkadaşlarıma... annem hep çok muhabbet tez ayrılır getirir derdi ayrılık belki tez gelmedi belki de benim tepkisiz (aslında bir o kadar da tepkili) tavrım ayrılık getirmeyecekte olsa arada soğuk rüzgarların esmemesi imkansız...

19 Kasım 2010

bugün bir kez daha anladım hayalperest bir toplumun üyesi olduğumu... Neden hayalperest bir toplum dedim şimdi??!! toplum olarak sorunlarımız var kişilik algılarımızla ilgili. kendimizi gördüğümüzle aslında olduğumuz kişilikler arasında uçurum var. Türkler cesur olurlar!! Bir Türk dünya ya bedeldir!. neredeyse unutuyordum Türkler asla yalan söylemezler!! bunun yalan olduğunu bilmeyenimiz yoktur. Keşke diyorum üzülerek kendimizi gördüğümüz gibi olsak;asla yalan söylemesek mesela . Artık bazı şeyleri değiştirmemiz gerektiğini düşünüyorum ya hayallerimizi gerçekleştirelim artık ya da gerçeğin penceresinden kendimizi görelim....